Ukrayna – Polonya – Almanya – Çekya Bisiklet Turu | 18-19. Gün Prag – İstanbul (13-14.09.2018)

18. Gün Prag 13.09.2018

Evet, turumuzun son gününe uyanıyoruz. Yarın İstanbul’a uçağımız var. Ne kadar da çabuk geçti. Sabah ev sahiplerimizden biraz erken uyanıp Prag ’da neler yapılır konusunu bir kez daha gözden geçiriyoruz. Çok önceden okumak güzel fakat aradan zaman geçtiği için unutuluyor. Hemen çıkmadan önce veya bir gece önce okumak gezilen yerleri daha anlamlı kılıyor.

Bea ve Tomas ile birlikte kahvaltı

Ev sahibimiz Bea ve Tomas ile birlikte mini bir kahvaltı yapıyoruz. Prag’ı gezmeden önce çözmemiz gereken çok önemli bir sorunumuz var. Bisikletlerimiz için kutu bulmalıyız.  Bu durum bisiklet turunun en sevmediğimiz kısmının bir parçası. Evden Tomasla birlikte ayrılıyoruz. Tomas’ın çalıştığı şirketin hemen yanında bir yapı marketi bulunuyor. Bisikletlerimiz ve çantalarımız için balonlu naylona ihtiyacımız var. Şimdi sıra bisiklet kutularında.

Kutularımızı aldık.

Decathlon’a gidip bisikletlerimiz için kutu istedik. Fakat görevli kutuların tamamının hemen geri dönüşüme gönderildiğini söyledi. Turumuzdan bahsedip gerçekten ihtiyacımız olduğunu anlatınca bize yardımcı oldu ve bize iki tane büyük bisiklet kutusu verdi. Kutularımızı alıp eve bıraktık. Asıl Prag gezimiz şimdi başlıyor.

Prag

Prag’da gezilecek yerler

Sabah toplu taşıma için bir günlük bilet aldık. Bir günlük bilet kişi başı 110 koruna. Biletlerimiz olduğu için rahatız. Ama burada kimse bilet basmıyor. İlk olarak meydana gidip restorasyonda da olsak Astronomik Saatin oraya gidiyoruz. Prag çok kalabalık ve inanılmaz derecede turist var. Bazen bu yoğunluktan boğulduğumu hissetsek de şehri çok güzel. Fiyatlar koruna olmasına rağmen Euroya endekslenmiş.

Astronomik saat tadilatta 🙁

Meydandan geçip Yahudi bölgesine doğru ilerliyoruz. Burada bir sinagog ve mezarlık bulunuyor.

Prag meydanı
Prag Yahudi bölgesi

Yahudi bölgesinden sonra yönümüzü Vltava Nehrine doğru çeviriyoruz. Nehir kıyısında Prag’ı izliyoruz. Bol bol hatıra topluyoruz.

Bisikletçi bisikletçiyi güneş yanıklarından tanır 🙂
Vltava Nehri

Nehrin kıyısında sakin sakin Charles Köprüsüne doğru yol alıyoruz. Hava biraz kapalı ama bizim Prag’ı keşfetmemize engel olamaz. 🙂

Charles Köprüsü
Charles Köprüsü ve biz

Vltava Nehrinin üzerine kurulmuş olan Charles Köprsü, Astronomik Saatle birlikte Prag’ın en çok turist çeken yerleri arasında başı çekiyor. Köprünün üzerinde kara kalem portre yapanlar, takı satanlar ve sokak müziği yapanlar gibi çok farklı kişi bulunuyor. Biz köprüyü geçmeye başladığımız sırada hafiften yağmur başlıyor. Yağmura rağmen kalabalık hiç azalmıyor.

Charles Köprüsü girişi
Charles Bridge

Charles Köprüsünü geçince sokakta herkesin elinde gördüğümüz ve araştırırken okuduğumuz tredelnik isimli yiyeceği görüyoruz. Hemen denemek için kalabalığın geldiği yere doğru gidiyoruz.

Tredelnik

Dinlenmek için bir kahve molası veriyoruz. Yağmurlu havalar bize göre değil. Güneşli ve açık havaları daha çok seviyoruz. İnternetten uçağımızın saatini kontrol ettiğimizde sürekli konuştuğumuz gibi 19.00’da değil de 15.30’da olması bizi biraz heyecanlandırıyor. Aramızda sürekli iniş saatimi konuşmuşuz. Neyse ki kutularımız hazır. Burası Viyana ve Budapeşte’den sonra bizde aşırı bir heyecan ve merak uyandırmadı ama her şeye rağmen yeni yerler görmek harika. 

Prag Kalesinden şehir manzarası

Kahve molasının ardından Prag Kalesine doğru çıkmaya başlıyoruz. Prag kalesine doğru çıkarken mağazalara göz atıyoruz ve kartpostal alıyoruz. Prag Kalesinden şehrin büyük bir kısmı görülebiliyor.  Tam çıktığımız noktada Starbucks var. Aşağıdaki Starbucks’ta içeceğimize keşke burada manzaraya karşı içseydik diye biraz söyleniyoruz.:)

Prag Kalesinden ayrılıp Franz Kafka’nın müzesine doğru aşağıya iniyoruz. Franz Kafka müzesi ilginç bir konsepte sahip ve içerisi çok kasvetli ve depresif. 

Franz Kafka Müzesi
Franz Kafka Müzesi
Samsa

Müzenin açık bir camı vardı. Manzara o kadar güzel gözüküyor ki anlatamam.

Müzeden Vltava Nehri manzarası
Fotoğrafı çekecekken tam bir tekne eksik diyordum ki o da geldi.

Müzenin hemen ilerisinde dünyanın en dar sokağı bilinen dar sokağa gidiyoruz. Hayatımda böyle saçma bir şey görmedim. Dar bir sokak var ve trafik ışığıyla yönlendiriliyor. İndiğiniz yerde ise sadece bir restoran bulunuyor. Yine aynı sokaktan ışığa uyarak çıkıyorsunuz.

Sonra yine Charles Köprüsünden geçerek karşı kıyıya ulaştık. Merve köprünün kulesine çıkmak istedi. Prag Kalesinden şehre baktığım için ben çıkmadım, sadece Merve çıktı. Merve inince çektiği videoları izledim. 🙂

Charles Köprüsü kulesinden

 Tramvayla Dancing Houses’ın olduğu yere gittik. Burada herkesin yaptığı gibi zavallı binayla birçok yumruklu fotoğraf çektirdim.

Dancing House

Planladığımız yerleri gezdiğimize göre yavaş yavaş tekrar şehir meydanına doğru ilerledik. 

Prag sokakları
Yolumuz üzerinde karşımıza çıkan heykeller

Akşama ev sahiplerimiz Bea ve Tomas iş çıkışı bizimle buluşacak ve birlikte Çek restoranında yemek yiyeceğiz. Bea buluşacağımız konumu gönderiyor, metro ve tramvay aktarmasıyla kolayca buluşuyoruz. Yemek yemeğe gitmeden önce bize birkaç yeri daha gösteriyor.

Vltava Nehri gece

Tomas ile de buluşunca yemek yiyeceğimiz Çek restoranına gidiyoruz. Güzel bir akşam yemeği ve hoş muhabbet eşliğine zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadık. Yemekten sonra fünikülerle tepede bulunan çakma Eyfel Kulesinin oraya gidiyoruz. Fakat çakma Eyfel kulesine çıkış kapanmış. Şehri ışıklarla bir tepeden izlemek güzel. Biraz burada bulunan yürüyüş yollarında yürüyoruz ve Prag’ı farklı açılardan görme şansına sahip oluyoruz. Artık eve gitme vakti. Yağmur yine başladı. Önce tramvay sonra metro kullanarak eve varıyoruz. Yarın yolculuk var.

Prag gece görüntüsü
Tramvay ile eve dönüyoruz.

Evde Tomas en kolay şekilde nasıl havalimanına gideceğimizi anlatıyor. Yerel birinden tavsiye almak önemli. 2 metro aktarması ve sonasında 11 km sürerek havalimanına varmayı planlıyoruz. Tüm günü dışarıda geçirdik. Çok yorulduk şimdi uyku zamanı.

19. Gün (Prag – İstanbul) 14.09.2018

Bu sabah son kez Prag’da uyanıyoruz. Tomasla mini bir kahvaltının yapıp onlarla vedalaşıyoruz. Saatler sonra Prag’dan ayrılacağız. İlk önce sevdiklerimize kartpostal göndermek için dün gittiğimiz yapı marketin hemen yanındaki posta ofisine gidiyoruz. Sonra yapı marketten balonlu naylonu alıp tekrar eve geçiyoruz.

Sevdiklerimize kartpostallar

Bisikletlerimizi bodrumdaki depodan çıkarıp, çantalarımızı yüklüyoruz. Evin hemen yanında bulunan metro istasyonuna giderek birinci metro yolculuğumuza başlıyoruz. (Saat:11.00)

Prag Metrosunda bisikletlerimizle

Bisikletle ve kutularla birlikte metroya girmek, binmek ve aktarma yapmak pekte kolay olmuyor. Turda sevmediğimiz durumun diğer kısmıda burası. Kutu bulmak ve bisikletleri havalimanına ulaştırmak. Gerçekten büyük bir sorun. Sonra diğer metroya aktarma yapıp yolumuza devam ediyoruz.

Bisikletler metroda

Sonra ineceğimiz durakta inip bu kez bisikletleri çıkarmak için çaba gösteriyoruz. Kutular olmasa yine kolay olur ama kutularla birlikte daha şimdiden epey yorulduk.

Kutuları benim bisikletimin arkasına yükleyip maps.me uygulamasının bize çizdirdiği rotayı takip etmeye başlıyoruz. Önümüzde 12 km var. Fakat yolda kutularla ilerlemek sandığım kadar kolay olmuyor. Sürekli bir yöne kayıyor ve en sağdan biraz daha uzak durmak zorunda kalıyorum. Çünkü kutular refüj veya ağaç dallarına takılıyor.

Bisiklet kutularıyla yol almak

İnişli çıkışlı fakat kısmen çok yoğun olmayan yollardan Prag Havalimanına doğru pedallıyoruz.

Prag çıkışı

Yollarda araç sayısı giderek azalıyor. Saat 12 civarında bir süpermarkette mola verip yiyecek bişeyler alıyoruz. Sonra tekrar çizdirdiğimiz rotayı takip etmeye devam ediyoruz. Yolda birkaç spor yapan kişi ve bebek gezdiren birine rastlıyoruz. Havalimanı artık gözüküyor. (Saat:13.12) Fakat sanki bizden başka kimse havalimanına gitmiyor gibi gözüküyor. Ama maps.me bugüne kadar çok ilginç yollardan geçirse de bizi gideceğimiz yere mutlaka ulaştırdı. Artık havalimanının dibindeyiz.

Havalimanın dibinde olup havalimanına nasıl gireceğiz, bilmiyoruz. Kendi aramızda umarım buradan giriş vardır diye konuşuyoruz. Havalimanının etrafından da dolaşmaya razıyız. Çünkü yol çok sakin ve güzel. Fakat konuştuğumuz ve beklediğimiz gibi olmuyor. Yol bitiyor. maps.me’nin tarif ettiği yol doğruca aprona giriş yapıyor. Karşımıza Demir ve zincirle kilitlenmiş kapı çıkıyor. Daha ilerisine gidemiyoruz. maps.me yeni güzergah çizmiyor. (Saat:13.30) Oysaki çok rahat ve güzel bi şekilde havalimanına geldik diye sevinmiştik! Çevresini bile dolanmaya razıydık! Çok sinirli ve tedirgindim. Sonunda maps.me tekrar rota çiziyor. Bu kez süpermarketin oraya kadar geri dönmemiz gerekiyor. Saat 15.30’da uçağımız var, havalimanının dibindeyiz ve uçağı kaçırabiliriz. Merve’den var gücüyle pedala basmasını istiyorum. (Bu satırları yazarken ve videoyu hazırlarken hala heyecanlanıp, terliyorum.)

Yolda gördüğüm büyük araçlardan bizi havalimanına kadar götürmesi için adeta yalvarıyorum. Çünkü yetişmemiz imkansız gözüküyor. 6-7 araçta şansımı denesemde kimse düzgün bir şekilde geri dönüş yapmıyor. Bu beni daha da streslendiriyor. Merve bunlarla zaman kaybetmemi söylüyor bende basmaya devam ediyorum. Maps.me’nin çizdiği yeni rota 13 km. Kafayı yemek üzereyim. O kadar çok susadık ki su molası bile vermedik. Gücümüz giderek tükeniyordu.

Son çare yolda bir polis gördüm. Bize yardımcı olmasını istedim. Aşırı derecede yavaş hareketlerle (belki çok acelemiz olduğu için bize öyle geliyordur) yolu tarif etti. Israrla otobana girmeyin, sizi yakalarım ve çıkarırım dedi. Diğer otoban olmayan yolu tarif etti. Yavaş ve altın değerinde bir bilgi verdi. Hemen zaman kaybetmeden basmaya başladık. (Saat:14.30)

Havalimanını Prag Havalimanı değil de terminal-1 olarak işaretlemeliymişim. Otobanın yanında bulunan diğer yoldan yine basmaya başladık. İnanılmaz yorulduk ve var gücümüzle pedal basmaya devam ettik. Nihayet saat 14.50 civarında havalimanının girişi gözüktü.

Ben önden gidip kapının kapanıp kapanmadığına baktım. İlk yanlış bakmışım kaçmış diye geri döndüm. Sonra Merve ile birlikte tekrar baktık. Henüz kapı kapanmamış. Pegasus kontuarına geldik. Pasaportları verdik. Görevliye zamanımız olup olmadığını soruyorum, bilmiyorum arayacağım, soracağım gibi şeyler diyor. Onu beklemek yerine ben hemen bisikletleri paketlemeye başladım. Aldığımız bantta sanırım hayatımda kullandığım en adi banttı, yapışmıyor. Saat 15.04’te bir tane bisiklet paketlenmişti. Merve’nin bisikletinin bir türlü bir pedalı sökülmüyordu. Bende daha fazla zaman kaybetmeyip direk olarak kutuya öyle koydum. Sonra koşturarak bisikletler için bisiklet başına 45$ ödeme yaptım. Bir tek buradaki çalışan işimi çok hızlı halletti. Sonra check-in işlemi bitmiş oldu. Fakat bizim işimiz hala bitmedi. Oversize bagajları oversize x-ray için biz götürüyormuşuz. Oraya da götürdük. X-rayin başındaki görevli bir türlü kutuları cihaza sokamadı.Oysaki biraz çapraz koysa sorun çözülecekti. Onu da gösterdim. Adam bana sürekli sakin, sakin diyor. Ama bir kutuyu cihazdan geçiremiyor. Zaman daralıyor, sinirler gergin.

Koşarak pasaport kontrolüne gittik. Neyse ki sıra yoktu ve hemen geçtik. Free shopun içerisinden uzun bir geçiş yaptıktan sonra nihayet uçağımızın kapısına ulaştık. Fakat tam anlamıyla tükenmiştik. Kontrol sırasında girdik ve bizim kontrol bittiğinde uçağa alım başladı. Bu anlattığım süreçler içinde bir adet fotoğraf tam kontrol noktasını geçtikten sonra çektik ve yüzümüzden de anlaşılacağı gibi bitmiştik.

Uçağımıza yetiştik ama ne macera!

Uçağa alınmadan hemen önce bisikletlerimizin uçağa yüklenmek için sırada beklediğini gördük. Hemen süpermarketten aldığımız yiyecekleri yedik. Her şey ucu ucuna denk geldi. Çok şükür ki yetişebildik. Uçağa bindiğimizde kendimizden geçmiştik ve uçağın 10 dk rötar yaptığını öğrendik. Yorgun, bitkin ve stresliydik. Yaklaşık yarım saat ikimizde konuşmadık. Sonra yaşadıklarımızı anlatan bir video çektik.

Prag’dan kalkan uçağımız, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanına iniş yaptı ve turumuz sona erdi. Bisikletlerimizi beklerken benim bisikletimin olduğu kutu açık geldik.(fakat bisikletime bişey olmamış) O kadar yorulduk ki video çekmek aklımıza bile gelmedi. Şimdi Sabiha Gökçen’den Fatih’e ulaşmakta ayrı bir sorun. Havataş’ta inanılmaz bir sıra var. En az 5 otobüs sonra bize sıra gelir. Birde kutulu bisikletler olunca… Sonunda bir araç ayarlayıp Fatih’e kadar sorunsuz ve konforlu bir yolculukla geldik.

Her şeye rağmen hiç kötü anı toplamadan sağ salim olarak eve geri dönmemizin mutluluğu paha biçilemez! Harika bir tur geçirdik.

Bugünle ilgili hazırladığımız videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz. Eğer beğendiyseniz beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın:)

Günlük yol bilgisi: Prag-Prag Havalimanı 32 km

SON

Yorumları Göster

Henüz Yorum Yok

Bir Yorum Yazın