275

Tuna Nehri Bisiklet Turu | 17. ve 18. Gün (Budapeşte-İstanbul)

Tuna Nehri Bisiklet Turu | 17. Gün (Budapeşte) 26.08.2017

Bugün Tuna Nehri bisiklet turumuzun son gününe uyandık. Dün gece Bori geç gelmişti. Çok geçmeden o da uyandı. Bize planımızın olup olmadığını sordu ve sonra birlikte dışarıda kahvaltı yapmaya karar verdik. Pastane tarzı bir yerde birlikte kahvaltı yaptık.

Bulunduğumuz yerden havalimanına 20 km kadar vardı ve yanımızda kutularla gitmemiz zor olacaktı. İlk geldiğimiz gece ona havalimanına nasıl gideceğimizi sormuştuk. Havalimanına giden otobüs olduğunu ve havalimanı yakınlarında bulunan bir yere kadar metro ile gidebileceğimizi söylemişti. Arkadaşlarından bir araç veya taksi tipi büyük araçta bulamadık. Bugün cumartesi, uçağımız pazar sabah saat 08:50 de. Pazar günü açık bir yer bulmanın zor olacağını düşündük. Hatta bazı bisiklet mağazaları cumartesi öğleden sonra kapanıyor. Bu nedenle İstanbulda yaptığımız gibi bir gece önceden otobüsle havalimanına gidip işimizi garantiye almaya karar verdik. Yanımızda bisikletlerimiz ve çantalarımız varken çok fazla garantici oluyoruz. 🙂

Kahvaltıdan sonra Bori’nin tanıdığı bir bisiklet mağazasına birlikte giderek bisikletlerimiz için kutu istedi. Sağolsunlar iki tane bisiklet kutusu verdiler. Kutuları alıp, Bori’nin evine doğru yola çıktık. Bugün dün gezemediğimiz bazı yerleri bisikletle gezmek istiyorduk. Ama öncelikle gidiş işi ile ilgili yapılacakları halletmeliydik. Neyse ki bizce en önemli adımlardan biri olan kutu bulma işini bizi misafir eden Bori halletmişti.

Bisiklet kutuları ile eve geldik. İstanbul’dan yola çıkmadan önce Warmshowers’ta daha fazla kişide konaklarız ve yolda tanıştığımız kişilere hediye olarak veririz diye magnet almıştık. Düşündüğümüz gibi olmadı ve turumuz boyunca sadece bir kişiye manget verebildik. O kişide Bori’ydi. Yanımızda Türk kahvesi de vardı. Onu da sadece Bori’ye yaptık. Artık ihtiyacımız olmayan makarna, bulaşık deterjanı gibi malzemelerimin hepsini ona bıraktık.

Bori İle Türk Kahvesi

Kahvelerimizin ardından Bori arkadaşlarıyla buluşmaya gideceğini ve biz evden ayrılırken evde olamayacağını söylediği için vedalaşarak ayrıldık. Bori’yi sevdik ve biraz hüzünlü bir ayrılık oldu. Evin anahtarları hala bizde var. Hazırlıklarımızı yaptık ve bizde bisikletlerimizi alıp Margaret Adası’na doğru yola çıktık.

Budapeşte Parlamento

Dün adanın girişine kadar gelmiştik. Bugün ise bisikletlerimizle içerisinde tur attık. Ada içerisine araç girişi oldukça az ve adanın büyük bir kısmı sosyal alan olarak planlanmış. Şehrin içinde sayılabilecek bu güzel adayı çok sevdik. Adanın içerisinde pedalları bulunan araçlar kiralanabiliyor. Her yaştan insan için adeta büyük bir etkinlik adası diyebiliriz. İçerisinde birçok açık yüzme havuzu ve iki tane hotel bulunuyor.

Ortadaki mavili ben 🙂

Margaret Adası

Margaret Adası

Margaret Adası

Adanın güzelliklerini arkamızda bırakarak bisikletlerimizle dün görmediğimiz yerleri görmek için gidonumuzu Etnografya Müzesi ve Parlamento Binası’na doğru çevirdik. Sahil bisiklet yolundan çok kolay bir şekilde buraya vardık. Önce fotoğraf çekildik sonra bir de baktık ki şansımıza askeri nöbet değişimine denk geldik. Ardından Parlamento binasının karşısında bulunan ve harika bir görünüşe sahip olan Etnografya Müzesinden de bir hatıra fotoğrafı aldık.

Parlamento Binası

Etnografya Müzesi

Aziz Stefan Bazilikasının (St. Stephen’s Basilica) olduğu meydana doğru devam ettik. Meydana gelmeden geçtiğimiz sokakta Bazilika tam karşımızda bulunuyor.

Aziz Stefan Bazilikasi

Bazilikanın önünde bir meydan ve bu meydanın etrafından cafe ve restoranlar var. Budapeşte’nin en büyük kilisesi olan bu yapının üzerindeki kubbeden şehri izlemek harika olurdu.

Budapeşte Aziz Stephen Bazilikası

Dün uğrayıp bişeyler yediğimiz sokak lezzetlerinin bulunduğu Karavan isimli yere tekrar gitmeye karar verdik. Aklımıza takılan denemek istediğimiz yiyecekler vardı.

Karavan Street Food

Şehir içerisinde bisikletle bir yerden bir yere gitmek hızlı ve zahmetsiz. Yemekten sonra Kahramanlar Meydanı (Hősök tere) doğru devam ettik. Kahramanlar Meydanı adından da anlaşılacağı gibi Macaristan tarihi açısından önemli kişilerin heykellerin bulunduğu büyük bir meydan. Meydanın hemen arkasında büyük bir şehir parkı bulunuyor.

Kahramanlar Meydanı

Biz meydana vardığımızda bazı yerler yapılacak olan etkinlik dolayısıyla kapalıydı. Bisikletlerimizi elimize alarak meydandan geçtik ve şehir parkının içerisinde girdik. Şehir parkında bulunan cafede mola verdik. Budapeştedeki son saatlerimizin tadını çıkardık.

Havalimanına otobüsünün durağına gitttik. Bisikletlerle ilgili sorun olup olmayacağını tekrar tekrar sorduk. Kutusuz kesinlikle alamayacaklarını söylediler. Ayrıca çok yoğun saatlerde gelirsek kutularla bile binmemizin zor olduğunu da eklediler. Saat 21.00 den sonra otobüste daha seyrek yolcu olduğunu öğrendikten sonra eve doğru yola çıktık.

Akşam 18.00 gibi evdeydik. Bori’nin evinde pedal anahtarı vardı. Onunla pedallarımız gevşettik. Eşyalarımızı hazırladık ve bisikletlerimizi yükledik. Evin anahtarını kapıyı kitleyip kapının üzerinde bulunan posta kutusundan içeri attık. Sıra kutuların nasıl taşınacağına gelmişti. Kutuları güzelce bağlayıp ve bantlayıp sırt çantası gibi sırtıma takarak Budapeşte sokaklarında son kez pedal çevirdim. Merve bana kılavuzluk ediyordu. Herhangi bir sorun olmadan havalimanı otobüsünün olduğu yere kadar sağ salim geldik.

Budapeşte Bisiklet Kutusu Taşıma

Budapeşte Bisiklet Kutusu Taşıma

Bisikletleri evde paketleyip otobüsün yanına kadar getiremezdik. Bizde otobüsün yanında paketlemeyi tercih etmek zorunda kaldık. Süpermarket kapanmadan geceyi geçirmek için yiyecek ve içecek bişeyler aldık.

Buraya kadar herşey çok güzeldi fakat bisikletler kutulara sığmıyordu. Gelirken Decathlon’dan aldığım kutulara bisikletin ön tekerlek ve pedallarını söküp rahatlıkla sığdırmıştım ve hatta balonlu naylonla sarmama rağmen kutu büyük geldi diye garipsemiştim. Şimdi ise kutu küçük geliyordu. Kutular jant ölçülerine göre doğru gözüküyordu. Bu kez arka lastiği söktüm, seleyi sonuna kadar indirdim felan derken benim bisikletim çokta iyi paketlenmesede kutuya sığdı. Ama içim hiç rahat etmedi. Balonlu naylonda yoktu bisikletlerimizi sadece karton kutuya emanet ettik.

Bisiklet Kutulama

İlk aşama bitti oh derken Mervenin bisikleti beni daha çok zorladı. Çamurlukları vardı, onlarla sığmıyordu ve onları sökmek için anahtarım yoktu. Yine Merve’nin bisikletinin de heryerini sökerek plastik çamurlukları esneterek kutuya sokacaktık ki bir sorun daha var ayaklık! Ayaklığı sökmeyi denedim, arkadaki vidayı tutamadığım için onu sökemedim. İkimizde çok streslendik ve bunaldık. Ne olursa olsun diyip ayaklığı kutunun dışında bırakıp kutuyu kapattık.

22.30 otobüsüne bindik. İki kişi için 1800 forint ödeme yaptık. Tahmin ettiğimiz ve bize söylendiği gibi otobüs kalabalık değildi. Otobüs içerisinde birbirimize bakıp bakıp gülüyorduk. İki kocaman bisiklet kutusu, bir sürü çanta… Büyük otoban gibi yollardan geçerek yaklaşık yarım saat sonra havalimanına vardık. Karanlıkta gördüğümüz kadarıyla buraya ulaşmamız çok zor olacakmış ve otobüsle bu işi halletmemiz çok doğru bir tercih oldu.

Budapeşte Havalimanı Otobüsü

Tuna Nehri Bisiklet Turu | 18. Gün (İstanbul) 27.08.2017

Havalimanında kimse yok. Eşyalarımızı taşımak için birşey ayarlayıp kontuarların yakınına bir yere yerleştik. Mat ve uyku tulumunu yere serdik gece 3’e kadar ben 3’ten sabah 7’ye kadar da Merve uydu. Fotoğraf çektiğimi hatırlıyorum ancak maalesef ki bulamadım. 🙁

Budapeşte Havalimanı

Sabah THY ofisi açılınca bisikletler için ödemeyi yaptık. Kontuara gidip bisikletlerimizi ve çantalarımızı teslim ettik. Artık güvenlik kontrolünden ve pasaport kontrolünden geçip uçağımızın bulunduğu kapıya doğru ilerledik. Elveda Budapeşte…

Havadan Budapeşte

Macaristan saatiyle 08.50 de uçağımız Budapeşte’den havalandı. Yaptığımız tur rüya mıydı, hayal miydi, gerçek miydi? Çok uzun süredir turda olduğumuzu hissediyorduk ama bitmişti. Türkiye saati ile 11.30 da Atatürk Havalimanına iniş yaptık. Pasaport sırasını görünce ufak bir şok yaşadık. Kurban Bayramından hemen önce yoğunluk mutlaka bekliyorduk ama bu kadar beklemiyorduk.

Atatürk Havalimanı

Kontrolden geçtikten sonra bisikletlerimizi aldık. Kutularda herhangi bir hasar gözükmüyordu. Fotoğrafta sağda kutunun dışındaki ayaklık çıkıntısı bile yerli yerindeydi.

Bisiklet Kutu

Hemen uygun bir yer bulup bisikletlerimizin kurulumuna başladık.

Bisiklet Kurulumu

Mervenin Bisikleti

Havalimanından en kısa yoldan çıkarak sahilden bisiklet yoluna bağlanıp evimize gitmeyi planlıyorduk. Pazar günü yoğun saatlere denk geldiğimiz için metroyu denemeyi düşünmedik bile. Havalimanı çıkışında bizi karşılayan araçlar ve köprünün üzerindeki “Welcome to İstanbul” yazısı biz de bir tebessüm oluşturdu. 20 km daha sürerek evimize vardık.

Welcome to İstanbul

Eve geldik. Çantalarımızı boşaltıyoruz. Ancak ben bu kadar km ve günün ardından tur modunda çıkamıyorum.

Tur Modundan Çıkamayan Barış

Herşeye rağmen kendi gücümüzle yaptığımız çok güzel bir tatil geçirdik. 17 günde toplamda 1096 km yol aldık. Bazen tartıştık bazen gülüştük ama bir şekilde anlaştık. İsteklerimiz, ihtiyaçlarımız bazen farklıydı. Ama sonunda biz uyum içerisinde olmayı başardık. Birlikte yaptığımız tur bizden hiç birşey almadı aksine bize çok cömert davranıp ceplerimize sığamayacak kadar hatıralarımızla ülkemize geri döndük. Turdan önceki “biz”le turdan sonraki “biz” aynı değiliz. Belki biraz iddialı ve fazla gibi gelebilir fakat tur için söyleyeceğim tek cümle “Şu ana kadar hayatımda yaptığım en iyi şey!”

Okuduğunuz için teşekkürler. Bizi takip etmeyi unutmayın:)

Video

Tuna Nehri Bisiklet Turumuzun 13, 14, 15, 16, 17 ve 18. gününü içeren videomuzu aşağıdan izleyebilirsiniz.

 

Yorumları Göster

2 Comments

  1. Cem Karal 22 Mayıs 2018
    • admin 3 Haziran 2018

Bir Yorum Yazın